Ne çabuk unuttun ?
Senden önceki kadavra hükmündeki gözlerimi ? Ne çabuk unuttun ?
Saçlarımdan örüp bedenimin gölgesine kendimi hunharca astığım gecelerimi
? Kendi ellerimle gömdüğün bu yüreği seninle yeniden yeşerttim
ben..Göğsü bozkır dikenlerine alışık bu beden senin gözyaşlarının
tuzunda açtı tüm güllerini. Bir cümleye bile sığdırılamayan kanlı
gömleğim senin gökyüzünde yıkandı sonra da senin gözlerinin renginde
hayata gözlerini açtı…

Ne çabuk kuruttun ?
Sana sicim sicim akan gözyaşlarımı ? İmkansız olsa da tek seninle
ellerimle aldığım Elifimin çığlıklarını ? Sus ve ağla…Ayak dibine düşsün
gözyaşların..Kızarsın gözbebeklerin…Gitme diyorum sana…Gitme…Ölüm göz
kırpsa da sana, sakın verme ellerini an’lık depremlere..
Unutma ey hayat / unutma ey gül-ü râna,
Döşeğine kadar uzasan da elleri ölümün,
Sakın verme ellerini…
Unutma yar,
Seni yaşamak, ekmeği iki bölüp bereketini kokmak gibi bir şey..
Seni özlemek, suyu avuçlarında bekletmek gibi tarifsiz..
Ve seni sevmek, hayatı şah damarlarında “ sen diye “ hissedibilmek…

Utan-mı- yorum..
Yırtıyorum dudağımdaki tüm alfabeyi..
Haykırıyorum cümle cümle…
Ben ölmeden ölme.
Ölme….
Ölme diyorum çünki…
Sadece sen nefes aldığı için bildiğim,
Sadece sen varsın diye merak ettiğim bir zamanın en özleminde
özlenmektesin. Kaç gün, kaç asır oldu gözlerinin kirpiğinde ıslanmayalı ?
Kaç saat oldu sesinin yokluğunda uyanmayalı ? Sus ve tek bir kelime
etme..Kirpiğimin en ince yerinde özlenmektesin..Hadi durma,
eteklerindeki güneşi toprağa gelin edip çök yüreğimin gökkuşağına.
Saçlarını çöz ve bırak kollarını omuzlarımın rüzgarlı tepelerine..Yaslan
mutluluk sıradağlarıma..Ve giyin üzerine beni..Hiç çıkarma..Çünki ben
hep seninim…

Kısıyorum radyomun sesini..
Yüreğime kaydettiğim senli nağmelerini dinliyorum.
Dinledikçe sen oluyorum..
Sen oldukça büyüyorum…
Ve ben büyürken sende,
Sakın gitme benden…
Gitme…

Gitme diyorum çünki;
Sadece sen söylediğin için ezberlediğim,
Sadece senin varlığın var diye içine girdiğim bir şarkının içinde
beklenmektesin. Ne çabuk unuttun bendeki seni ? Yüreğimde kapladığın
yerin ne kadar büyük olduğunu ? Sus demeyeceğim bu sefer. Ben’le
başlayıp sen’le biten bir cümle kur dudağının sevda kokan
pınarlarından..Biz ki; hiddetlenerek tutulduğumuz, hissederek
soluduğumuz ve özleyerek umut bulduğumuz yolun son iki yolcusuyuz.
Aldırma gelecek trende bize yerin olmayışına..Biz ki; omurgalarımızın
gölgesine birbirlerimin yüreğine sığdıracak kadar büyük cümleyiz sevda
lugatinde..Bırak hiçbir masal kabul etmesin Elif’imizin beyaz duvağından
düşen rengarenk balonları..Bırak hiçbir dağ yol vermesin söz verdiğimiz
yarınlara. Tek bir cümleye sığdırılamasa da adlarımız, biz tek bir
sevdayız dudak paylarımızda..

Ey özlemini özlediğim en büyük özlemim;
Hafızanı yokla ve dinle..
Biz ki, bu yola “ çatısı olmayan düşten “ koyulduk..
Senin cebinde bir miktar umut,
Benim cebimde bir avuç nefes…
Bir dirhem sevgiydi aradığımız..
Şimdi aynı yürekte nefes almakta isek,
Aynı yolda umuda büyümekte isek,
Ve aynı kıyıda Elif’e yürümekte isek…
Hadi durma öl,
Beni ölmemelere bırakarak…
Hadi durma git..
Beni bensizliğe satarak…

Ne olur ölme sevdam…Ölme…
Öleceksen az bekle…
Bende geliyorum…
Satırlar bize sırtını dönse de,
Bari ölüm tek şahidimiz olsun.